Şanlıurfa Ve Siirt’de Esrarengiz Biçimde Kendi Kendine Yanan Eşyalar

Mahalle halkını korkutan yangınlar, 3 ay önce Şıh Maksut Mahallesi’nde Taş ailesinin evinde başladı. Bir gün kendiliğinden çıkan yangında halı ve bazı eşyaları yanan Taş ailesi, kendi imkanları ile söndürdü. Ancak, anlam veremedikleri yangın bir süre sonra peş peşe çıkıp, evdeki eşyalara zarar verdi.

Nedensiz çıkan yangınlar, evde yaşayan Taş ailesi ile mahalle halkını endişelendirdi. Yaşananların ardından halk arasında ‘Cinler ev yakıyor’ söylentisi çıkarken, komşuları, çocuklarının yaşları 6 ile 14 arasında değişen Taş ailesinin fertlerini evlerine kabul etmemeye başladı.

3 ay içerisinde 30 kez evleri yanan 4 kişilik Taş ailesinin fertlerinin, kıyafetleri ve yatakları küle döndü. Komşularının verdiği elbiseleri giyip, eski eşyaları kullanarak hayatlarını sürdürmeye başladıklarını söyleyen 35 yaşındaki Belkıs Taş, “Bu yangınlar yüzünden adeta şaşkına döndük. Durduk yere yangın çıkıyor ve eşyalar gözümüzün önünde yanmaya başlıyor. Komşularımızın yardımı ile yangını söndürüyoruz. Odada soba, elektronik bir malzeme olmamasına rağmen yatak ve elbiselerimiz gözümüzün önünde tutuşarak yanıyor. Mahalle halkı da bizim gibi korkuyor ve bizi kimse evine misafir olarak bile almıyor” dedi.

3 aydır Taş ailesinin hayatını kâbusa çeviren olayı haber yapmaya giden gazeteciler, aile fertler ile avluda röportaj yaptıkları sırada, odada yangın çıktı.Yangında odada bulunan halı ve üzerindeki eşyalar tutuşup alev aldı. Yangına, mahalle halkı hortum ile müdahale ederken, alevleri gören komşusu Halil Çiftçi ise ‘Allah’ diyerek sinir krizi geçirdi.

Buna benzer bir olayda siirt’de gerçekleşti. Siirt’in Evren Mahallesi’nde ikamet eden Toprak ailesinin yaşadığı ve görenleri adeta dehşete düşüren olay nedeniyle başta valilik olmak üzere, Siirt Üniversitesi ve İl Müftülüğü de harekete geçti.

Evin sahibi Zeki Toprak, ramazan ayının son 10 gününde evlerindeki eşyaların yanmaya başladığını belirtti. O günden sonra kullandıkları eşyaların sürekli yandığını anlatan Toprak, şunları söyledi:

”Bu olay nedeniyle evimi Cizre’ye götürdüm. Eşyalarımız orada da yandı. Irak’tan hoca getirdim ancak bir yararı olmadı. Tekrar Siirt’e geri geldik. Burada başka bir eve taşındık. Orada da eşyalarımız yandı. Başka bir eve taşındık, orada da yandı. Bu güne kadar 4 ev değiştirdik. Artık kimse bize ev vermek istemiyor. Şimdi babamın evine sığındık. Buzdolabının içi yanıyor, eşyalarımız yanıyor. Bu güne kadar evimizde 300’den fazla yangın çıktı. Bunlardan dördünü itfaiyenin yardımıyla söndürdük. Bizim olduğumuz vakitte eşyalar yanmıyor. Ancak çıktığımız an eşyalar yanmaya başlıyor. Psikolojimiz bozuldu. Her gün dua ediyoruz.”

Öte yandan ailenin 5. sınıfta okuyan kızları Melek’in kullandığı eşyaların da sınıfta yandığı ileri sürüldü. Melek’in şimdiye kadar montu, kitapları ve oturduğu sıranın örtüsü henüz belirlenemeyen bir nedenle tutuştu.

Vali Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ailenin durumunu öğrendikten sonra kendilerini hocalarla birlikte ziyaret ettiğini söyledi.

Ailenin derdine deva olmaya çalıştıklarını ifade eden Vali Aydın, şöyle konuştu:

”Aileyi ben de ziyaret ettim. İlk önce inanamadım aniden ateş yanıyor, yan tarafta öbür tarafta yangın oluyor. Evine gittiğimde baktığımda bir sürü battaniye ve yatakların yandığını gördüm. Gerçekten fizik ötesi bir olay, anlam veremedik. İzah edemediğimiz bir nokta var. Evde tüp ve ateş yakamadıkları için aileye günde 3 öğün sıcak yemek vermeye başladık. Bu yangın devamlı oluyor. Çocuk okula gidiyor, okul yanıyor. Sınıftaki sırası askıya astığı montu yanıyor. Bu noktada biz de uğraşıyoruz, inşallah dertlerine deva buluruz.”

Siirt Üniversitesi (SÜ) Rektörü Prof. Dr. Murat Erman da olayın çok yönlü araştırılması gerektiğini belirterek, ”Bir vatandaşımızın evinde 300’ün üzerinde yangın veya yanma hadisesi meydana geldiğinden haberdarız. Bu olayın çok yönlü olarak araştırılması gerekmektedir. Arkadaşlarımız bu konu ile ilgili çeşitli bilim dallarından akademisyenleri görevlendirmek suretiyle konunun bilimsel yönünü araştırmak üzere harekete geçmiş bulunmaktadırlar” dedi.

‘CİNLER OLABİLİR’
Müftü Faruk Arvas ise kendilerine de intikal eden olayın mahiyetini tam olarak bilmediklerini kaydederek, şöyle dedi:
”Ben aileye şunu ifade ettim. İnancımıza göre, cin diye bir varlığın olduğundan haberdarız. Zariyat Suresi 56’ıncı ayeti kerimede ‘Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk yapsınlar diye yarattım’ denilmektedir. Ayrıca Cin Suresi’nde başlı başına Allah’u teala hazretleri cinlerin varlığından bahsetmektedir. Yine Felak Suresi’nde, ‘Yarattığının şerrinden sana sığınırım’ yani demek ki bu cin dediğimiz varlıkların bir kısmının iyi varlıklar olduğunu aynı zamanda onların kötülerinin de olabileceğini öğrenmekteyiz. Etrafına fayda sağlayan olduğu gibi zarar verenin de olduğunu görmekteyiz. Bu hadiseyi gerçekleştirenler onlar mı değil mi bilemeyiz ancak bunun onlar tarafından yapılmış olabileceğini aileye aktardım.”

Öte yandan aile fertlerinin cep telefonuyla evden görüntü aldığı sırada halı ve evin bir kısmının kendiliğinden alev aldığı görülüyor.

Yorumlar en çok beğenilenlere göre sıralanır.